Sanat ve Heykel Sanatının Doğuşu

Sanat, aslında binlerce yıl öncesine kadar uzanan geniş bir kavramdır. Öyle ki; insanların elleriyle alet ve araçlar yapmaya başlaması, sanatın gelişmesine en büyük katkı olmuştur. Ancak, sanatın en çarpıcı ve etkileyici başlangıcı için, Antik Mısır ve Asur dönemlerine bakmamız gerekir. Ayrıca, o dönemde Doğu Akdeniz kıyılarında bulunan adalarda da önemli gelişmeler olmaktaydı. Bu adaların yönetimi birçok kralın elindeydi ve acımasız korsanlar ile doluydu. Bu adalardan en önemlisi ise Girit adasıydı.

Girit’in kralları, Mısır’a elçiler gönderecek kadar zengin ve Mısır’ı da kendi sanatıyla etkileyecek kadar sanatsal birikimlere sahipti. Girit aynı zamanda Yunanca’nın da en eski lehçesinin konuşulduğu yerlerden biridir. Hatta, tarihi kazılar bunu kanıtlar niteliktedir. Ancak bu Girit ülkesinde hangi halkların yaşadığına dair tam bir bilgi bulunmamaktadır.

Milattan önceki binli yıllarda ise Avrupa’dan gelen savaşçı kabileler, bugünkü Yunan topraklarını ve kıyılarını talan ederek eserlerin büyük bir çoğunluğunu yok etti. Eğer Homeros’un destanlarını okuma fırsatı bulduysanız bu parlak çağı ve eserleri anlatan bilgileri bulabilirsiniz.

Yunanlıların Taştan Heykel Oymacılığı

Yunanlılar, taştan heykel oymaya başladıkları zaman ilk önce Mısır ve Asur dönemi sanatçılarının izinden gittiler. Yunanlı heykeltıraşlar zamanla insan figürü heykellerini daha canlı ve gerçekçi yansıtabilmek için yeni teknikler bulmaya başladılar. Teknikler gelişip uygulanmaya başladıkça, her heykeltıraş o tekniği bir adım daha ileriye götürüp meslektaşlarına ilham veriyordu. Tabi her geliştirilen teknik başarılı olamamıştı. Örneğin; bir insan suratına verilmek istenen kızgınlık ifadesi alaycı bir ifadeye dönüşebiliyordu. Eğer ki bu eski heykeller ile ilgili sanat örneklerini görmek isterseniz Yunanistan’daki Delphoi Arkeoloji Müzesini ziyaret edebilirsiniz.

Yunan sanatı Atina devleti döneminde doruklara çıktı ve çok hızlı bir şekilde gelişti. Ancak bu sefer de Persler gelerek her şeyi yakıp yok etti. Artık her şeyin tekrardan yapılması gerekiyordu. Yıkılan tapınakların tekrar inşasında, mimar İktinos görevlendirilmiş ve tanrıların heykellerinin yapımı ise heykelci Fidias’a bırakılmıştı. Ancak, bu sefer de Hıristiyanlık dininin ortaya çıkması, tüm yapılan heykellerin yok olmasına neden olmuştu. Çünkü; tanrı heykelleri, Hristiyanlık dininin baş düşmanıydı. Günümüzde müzeleri ziyaret ettiğinizde gördüğünüz heykellerin büyük çoğunluğu, Roma döneminde yapılmış Yunan heykellerinin sadece birer kopyasıdır.